Tapınaktan yedi meleğe, “Gidin, Tanrı’nın gazabının yedi tasını yeryüzüne dökün!” diyen yüksek bir ses işittim.
Startseite › Die Heilige Schrift: Tora, Psalmen und Evangelium › Vahiy 16
Vahiy — 16. Kapitel
Evangelium · Neues Testament · 22 Kapitel · 402 Verse
Birincisi gidip tasını yeryüzüne boşalttı. Canavarın işaretini taşıyan ve onun suretine tapan insanların üzerinde acı veren, iğrenç yaralar oluştu.
İkinci melek tasını denize boşalttı. Deniz ölü kanına dönüştü. Denizdeki her canlı öldü.
Üçüncüsü tasını ırmaklara ve su pınarlarına boşalttı. Bunlar da kan oldular.
Suların meleğinin şöyle dediğini duydum: “Ey Kutsal Olan, var olan ve var olmuş olan, bu yargılarında sen adilsin.
Kutsalların ve peygamberlerin kanını döktükleri için, sen de onlara içmeleri için kan verdin. Bunu hak ettiler.”
Sunaktan gelen bir sesin, “Evet, Her Şeye Gücü Yeten Efendi Tanrı, yargıların doğru ve adildir” dediğini işittim.
Dördüncüsü tasını güneşe boşalttı. Ona insanları ateşle kavurmak için yetki verildi.
İnsanlar şiddetli ısıyla kavruldular. Bu belalar üzerinde hâkimiyeti olan Tanrı’nın adına küfrettiler. Tövbe edip O’nu yüceltmediler.
Beşincisi canavarın tahtına boşalttı. Canavarın krallığı karardı. İnsanlar acıdan dillerini ısırdılar.
Acılarından ve yaralarından ötürü göğün Tanrısı’na küfrettiler. Kendi işlerinden hâlâ tövbe etmediler.
Altıncısı tasını büyük Fırat Irmağı’na boşalttı. Gündoğusundan gelen krallara yol hazırlasın diye ırmağın suları kurudu.
Ejderhanın ağzından, canavarın ağzından ve sahte peygamberin ağzından kurbağaya benzer üç kirli ruhun çıktığını gördüm.
Bunlar belirtiler yapan iblislerin ruhlarıdır. Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’nın o büyük gününün savaşı için bütün yeryüzünün krallarını bir araya toplamaya gidiyorlar.
“İşte hırsız gibi geliyorum. Çıplak dolaşmasın ve onun ayıbını görmesinler diye, uyanık kalıp giysilerini üzerinde tutana ne mutlu!”
Onları İbranice’de “Armagedon” denilen yerde topladı.
Yedincisi tasını havaya boşalttı. Göğün tapınağından, tahttan, “Tamamlandı!” diyen yüksek bir ses geldi.
Şimşekler çaktı, sesler ve gök gürlemeleri oldu. Öyle büyük bir deprem oldu ki, yeryüzünde insan var olduğundan beri böylesine büyük bir deprem olmamıştı.
Büyük kent üçe bölündü. Ulusların kentleri yıkıldı. Gazabının şiddetli şarabı ona verilsin diye Tanrı büyük Babil’i hatırladı.
Bütün adalar kaçtı, dağlar bulunmaz oldu.
Gökten insanların üzerine bir talant ağırlığında iri dolu taneleri yağdı. Dolu belası yüzünden insanlar Tanrı’ya küfrettiler. Çünkü bu bela aşırı şiddetliydi.
ℹ️ Text: „Yorumsuz Türkçe Çeviri (YTC)“ — © 2023–2025 İsmail Serinken und eBible.org, unverändert unter CC BY-ND 4.0 (Quelle: ebible.org). YTC ist eine zeitgenössische türkische Übersetzung auf Basis der gemeinfreien World English Bible. Audio über eBible.org. Die Versnummerierung kann zwischen Ausgaben leicht abweichen. Nur zur Information; die Website vertritt keine religiöse Institution. Die Übersetzung ist auf Türkisch.
✉️ Newsletter abonnieren
Neue Routen, Veranstaltungen und Reisetipps per E-Mail.