Artık bilirim ki Yemen ülkesine Süheyl yıldızını yolladığı gibi bu sözü de bana veren odur. Gönlümden kopup gelen o söz, o taraftan gelmededir. Çünkü gönülden gönüle pencere vardır. SON Sultan Veled'in tamamlaması : Bir müddet bu Mesnevi, babam gibi sükût etti. Veled dedi ki: Ey nefesi diri olan ve nefesiyle ölüleri dirilten! Neden artık söz söylemiyorsun, neden ledün bilgisinin kapısını kapattın? Dedi ki: Sözüm, bundan böyle deve gibi çöktü, yatıp uyudu. Mahşere kadar artık kimseyle konuşmam. Göçme zamanı geldi, ırmaktan sıçrama çağı çattı. "Her şey helak bulur, ancak onun hakikati bakidir". 5. Bu sözün arda kalanı dilsiz dudaksız olarak ruhu diri olanın gönlüne doğar. Söyleme de sona erdi, ömür de. Muştuluk geldi: Artık bedenden kurtulacağım. Can âleminde dolaşacağım. Bu ıslaklıktan geçeceğim, denize dalacağım. Çünkü bu âlem, ıslaklıkla diridir, hoştur; bir denizden ıslanmıştır da onun için iyidir, güzeldir. Can, toprakta ve ıslaklıkta diri olursa artık bir bak, deniz âleminde ne hale gelir? 10. Deniz şehre benzer, ıslaklıksa kapıya. Islaklığı katra bil, denizime haddi, kenarı yoktur. Can gibi olan şu ıslaklığı bırak, sevgilinin denizine dal da ebedîlik bul. Bu yandan can, can denizinden meydana gelmiştir. Artık sen de o yüceliği can yolundan dile. Dile de seni alıp bulunduğu yere götürsün. Toprakta deniz aramak beyhudedir. Toprağın her cüzü, insanı toprak âlemine götürür. Fakat can denizinin dalgası, canana vâsıl eder. 13. Şu halde canla başla sevgilinin vuslatını iste. Dilsiz damaksız olarak Tanrı'nın adını an! An da şu fâni dünya hapsinden kurtul, can âleminde ebedî ol. Ömür tohumlarını çorak yere ekiyorsun, sonunda da helak olup gideceksin. Böyle değer biçilmez aziz ömrü neden her an hiçbir karşılık olmaksızın zâyediyorsun ? Ey iş eri! Gül bahçesini veriyor, diken alıyorsun. Bu, sence ziyan değil mi ki? 20. Dünyaya sarfedilen ömür biter gider. Kendi aslını dileyen kişiye ne mutlu! Sayılı ömrü, Tanrı yoluna verirsen sonsuz bir hale gelir. Tanrı ibadetiyle geçen on günlük ömür, sayısız, hadsiz bir hal alır. Kendine gelir de şu pazarda bu alışverişe giriş; bir dikenden yüz binlerce gül elde et. Bu çeşit bir tohum ekersen Tanrı lûtfiyle yüz binlerce tane elde edersin. 25. Zaten sonu olan şey sayılabilir. Bu nimet ve ihsan sayısızdır. Ey aslından ayrılmış olan cüz, kendi küllüne git; varlıktan, benlikten kurtul, Tanrı'ya ulaş. Su gibi ten testisinde kaldıkça dedikoduya kapılırsın, habbeler gibi savaştasın, barıştasın. Bu nakışlar, bu suretler, ey ünlü er, su üstündeki habbelere benzerler. Yahut da içteki sır, dışı çıkıncıyadek iç denizinin üstündeki köpükler gibi bunlar. 30. Köpükler, hararet ve kötü koku yüzünden, yenecek şeyler, tandır içinde görünmededir. Tatlı, yahut ekşi.. Her nasılsa ihtiyara, gence öyle görünür. Aynen insanların canlan da, onların işlerinden ve sözlerinden belli olur. İnsanın canı, mertebe bakımından nasıldır, nicedir? O adam mümin midir, kâfir mi, yoksa veli mi? İşinden ve sözünden anlaşılır. Testi içindeki suyu denizden ayırma da o tatlı su, kokmasın, bozulmasın. 35. Tatlı su, üstüne su konmadıkça bozulur. Güzel rengi, kokusu ve lezzeti gider. Ahmet, "İki günü aynı olan adlanmıştır, şüphelere düşmüştür" dedi. Ahmaklıktan yakînsizlik doğar. Bu çeşit adam, yelle dolu dağarcığa benzer. Her an ön saftan geride kalır. Saf olarak neyi varsa köpük gibi tortulanır. Eziyeti, her an artar, daha beter bir hale gelir. Her zaman biraz daha çirkin, biraz daha kötü bir hal alır. 40. O kapıdan sürülen kişi, cehenneme doğru gider durur. Deniz azabını çekmeden ateşler içinde azap görür. İşin bu raddeye varmadan, gaflet, sana perde ve bağ olmadan Halil gibi aslına var, yıldızdan ve illetli gökyüzünden vazgeç. Himmet ayağını güneşin de tepesine bas, ayın da. Başını, o sayvana, o kapının eşiğine koy! Bu varlığı, bu benliği Tanrı yoluna harcet de iblis gibi Tann'dan ayrı kalma. 45. Can suyunu can denizine dök de uçsuz bucaksız bir deniz kesil.
Startseite › Das Masnavi und der tägliche Abschnitt › 6. Band
Mesnevî — 6. Band
4916 Vers · 4915–4916 Verse · Seite 50/50
4915–4916
ℹ️ Übersetzung: Veled Çelebi İzbudak (1867–1953), Ausgabe des türkischen Bildungsministeriums; GEMEINFREI, da der Übersetzer vor über 70 Jahren verstarb. Digitale Quelle: semazen.net. Die Kommentare von Abdülbâki Gölpınarlı wurden bewusst ausgelassen (noch urheberrechtlich geschützt). Nur zur Information; die Übersetzung ist auf Türkisch.
✉️ Newsletter abonnieren
Neue Routen, Veranstaltungen und Reisetipps per E-Mail.